Gül Kokulum (s.a.v.)

25/8/2009 - Nâr-ı Aşk

Kategori: Siir



Beyaz bir kağıda mahkum hançer-i kelâm...


Mürekkep zindan olmuş el –âlem elinde...


Olmasaydı AŞK gölüne minettar kalem…


Hüznüm boy sürermiydi böyle avare dilimde….


Bir aşk-ı bâkidir..!!..MEVLA’DIR..!!! Sonsuz bir deryadır..!! Adı: nâr-ı aşk…!!


Bir Meryem dir... Suspus olmaktır... Teslimiyettir... Adı: Nâr-ı aşk


Bir yâre-i hicrandır... Hüzündür... Göz yaşıdır adı : Nâr-ı aşk


Bir Züleyha'dır... Yusufi lisândır... İffettir... Adı : Nâr-ı aşk


Bir derd-i mübtelladır... Sabırdır… Ah'dır ... Adı: Nâr-ı aşk


Bir ahuyu ceylandır.. Yârdır... Canandır... Adı : Nâr-ı aşk


Bir mecnundur… Ayrılığı vuslattır... Adı : Nâr-ı aşk


Bir muhabbettir! MUHAMMED MUSTAFA'DIR ! Yanmaktır.!! Adı: Nâr-ı aşk..!!


Selma Nur Haktan
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/6/2009 - Kime Emanet?

Kategori: Siir

 

Hak Nebi'nin dilinde nifak sayılırmış emanete hıyanet
Tohum toprağa, yavru yuvaya, yuva anaya emanet
Toprak suya, su buluta emanet
Yusuf kuyuya, Mısır Yusuf'a emanet

Hak Nebi mağaraya, Medine Hak Nebiye emanet
İbrahim ateşe, İsmail bıçağa emanet
Ne bıçak, ne ateş, ne kuyu, ne de mağara etmedi ihanet
Asrın İbrahimleri sana emanet

Arkadaş! Gel sen de bir kor gibi yak sineni
Çünkü hepsi Allah'a emanet
İçine doğru derinleş; dibi görünmeyen bir kuyu gibi ol
Sakla Yusufları koynunda; Yusuflar sana emanet

Mağarada yılan olma; güvercin gibi vefalı,

örümcek gibi tehlikelere perdedâr ol
Mağara gibi al Muhammedleri, al yedi genci, al bütün gençliği
Hz. Sümeyra Hak Nebiyi evlatlarına emanet etti
"Sakın O'na bir şey olursa eve dönmeyin" dedi.

Emanete sahip çıkamayacaklarını anlayınca vazgeçtiler eve dönmekten
Evlerinden çıkamayanlar neyin emanetçisi acaba?
Bilecik istasyonunda yaşlı ana oğlunu cepheye uğurlarken ona:

"Oğlum babanı Dimetoka'da, dayını Şıbka'da, ağabeylerini Çanakkale'de kaybettim
Sen benim son yongamsın, sen de dönmezsen ben Allah'a emanet"diyordu
Ve ilave ediyordu: "Git! Sen de git! Minareler ezansız, camiler Kur'ansız kalacaksa sende git
Ezan, Kur'an, Vatan kime emanet?
Galiçyada, Şıbkada, Dimetokada kalanların evlatları kime emanet?

Ben sağ dönseydim "Uğrunda öldüğüm Kur'anı, canımdan çok sevdiğim islamı
Yavruma öğretirdim"diyen
Fakat şimdi mâbet yüzü görmeyen bu şehit evlatları kime emanet?
Cafer-i Tayyar şehit olmuştu. Hak Nebi geldi, yetimlerin başını okşadı ve ağladı
Baş okşayan kim, bu gözyaşı kime emanet?
Cephede kanlar içinde son anlarını yaşarken, vücudundan kanlı kurşunu çıkartıp:

"Arkadaşım Memiş! Şunu al oğluma emanet et. Ben yaşadığım sürece vazifemi yaptım
İnandığım mukaddesler uğruna can veriyorum, senden de bunun hakkını vermeni istiyorum dediğimi ilet."

Bu mukaddes kurşun kime emanet?
Sütçü İmamsın; iki bacımızın yaşmağını aldılar diye Maraş'ı kana buladın
Senin şuurun kime yaşmak kime emanet?
Şâir Hz. Amine'ye: "Ey Ebvada yatan ölü, bahçende açtı dünyanın en güzel gülü" derken
Bahçe kime, gül kime emanet?
Bilaller, dem tutan bülbüller nerede?

Arkadaş;
Gül de bülbül de, bağ da bahçıvan da, bıçak altında ki İsmailler, ateşte İbrahimler
Kuyuda Yusuflar, şu gerideki isimsiz kümbet, şu ilerde ki ıssız mâbet

UNUTMA HEPSİ SANA EMANET

 

UNUTMA HEPSİ SANA EMANET

 

UNUTMA HEPSİ SANA EMANET

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/6/2009 - Siyah Gözlerine Beni de Götür...

Kategori: Siir




Daha dokunmadan kurudu irem
Çöllere bir türlü yağamıyorum
Yeni bir koşunun başlangıcında
Biraz deprem sonrası
Biraz şehir hülyası
Bir kalp yangınından geriye kalan
Siyah gözlerine beni de götür
Artık bu yerlere sığamıyorum.

Pembe uçurtmalar yolladığından beri
Sarardı tiryaki menekşeleri
Sonbaharın tozlu kafeslerinde
Sevgi turnaları yakalıyorum
Turnalar gidiyor; ben kalıyorum
Avareyim, asudeyim, yorgunum
Bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
Uyku tutmuyor karanlıkları
Yitik düşlerimi kovalıyorum
Gölgeler gidiyor; ben kalıyorum.

Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
Siyah gözlerine beni de götür
Baharın koynundan koparıp sana
İpek bir mendile sardığım yüreğimle
Şehzade gülleri gönderiyorum
Umutlar kalıyor; ben gidiyorum.

Bütün yelkenlileri, deniz fenerlerini
Kaptanları sorgulayan
Yanından geçen küheylanların
Korku tufanına yakalandığı
Siyah gözlerine beni de götür
Güneş ülkesinden gelen yiğitler
Benzeri olmayan bir dünya kursun
Cellat, ayrılığın boynunu vursun.

Usul usul intizarı çürüten
Bu hercai diken, bu çılgın arzu
Sürüklüyor imkansız muştuların
Eşiğine gönül vadilerini
Bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
Düşüyorum tanyerine
Ya topla yaralı kırlangıçları
Ya da bu vefasız şarkıyı bitir
Özgürlüğe giden tutsaklar gibi
Siyah gözlerine beni de götür.

 

Nurullah Genç

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/4/2009 - Miraç

Kategori: Siir





Yine diller deme geldi şükranla bu gece,

Esti bâd-ı saba revh u reyhânla bu gece!

 

Bu gece gelip öteden lütûflar ulaştı,

Ve coştu gönüller feyz-i Yezdân’la bu gece.

 

Çaktı yine cânân elinden bir berk-i hâtif,

Bir lâhzada oldu pinhânlar ayân bu gece.

 

Hicrânla yanıp inleyen sînelere birden,

Yetişti ol ulu dîvandan dermân bu gece.

 

Dil kesildi zerrât, varlık bir muhteşem kitap,

Duyuldu her yanda bir başka beyân bu gece.

 

Sığındık öbek öbek dergâhına dildârın,

Geldi mücrimlerin affına ferman bu gece.

 

Cem oldu bütün rûy-i siyah ne kadar varsa,

İndi ruhlarına Rahmet-i Rahmân bu gece.


     M. Fethullah Gülen


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/4/2009 - Gözlerine Meftunum.

Kategori: Siir




Gözlerindi benim nazargahım.
Ve sadece senin için dökülmüştü sözlerimden en hasretli kelimeler.
Ey benim gül nefeslim.
Gurbetimin sılası.
Yüreğimin sızısı.
Gözyaşlarımın en sıcak damlası.
Bil ki Gözlerine meftunum...
Adın adıma yazıldığı günden beri aşkını kalbime kazımaya başladım.
Şu geçen ömrümde neler ve neler için üzülmüşüm sızlanmışım.
Şimdi anladım ki hüznün ve kederin hasretin ve acının en şiddetlisini senin için duymalıyım.
Şimdi adını anıyor aşkını tadıyorum iliklerime kadar...
Senin sevginle yeniden doğmuş gibi yunup yıkanıyor kalbim...
Gel şimdi
aşkınla temizlenmiş şu yüreğe.
Şereflendir içimin içini.
Gel...
Sen;
Ey içimin en iç yanı
Gönlümün en sızılı tarafı.
Gel ey andelibi zişanım.
Gönlümün gülü
Bugünümün dünü
Gözümün nuru
Gönlümün süruru...
Senden önce çorak bir toprak gibi olan yüreğim gelişinle yeşillere boyandı.
Gel ey suya hasret toprakların yağmuru.
Gönlümün vahalarında açan nazlı çiçek.
Gel şu kırık dökük kalbimdeki hüznüm dinsin.
Artık düşlerim sensin.
Gündüzüm sen gecem sensin...
Gel ey sürmeli gözlü yarim.
Gözlerine vurulduğum sevgili.
Sözlerinde buldum aşkın en gerçeğini.
Şimdi sevdanla yakıyor ve yıkıyorum sensiz geçmiş tüm günlerimi...
Gel ey ummanında kaybolduğum nur.
Ruh iklimimin amberi.
Cemre gibi düş şüphelerimin ve tereddütlerimin tam ortasına.
Gözlerim senden başkasını aramasın
Senden başkasını sevemesin.
Kalbim senden çok kimseyi sevmesin...
Gel...
Sensiz geçen asırların ve yılların özlemiyle gel.
Gel ey dudaklarımdaki tebessümün en içli hali.
Şimdi sen gidersen bizden bir şafağın dibine sıkışmış kör bir karanlık olur gündüzler...
Sensiz nasıl avunur bu yürek?
En sevgilim sensin...
Seni kaybedemem...
Göremesem de seni inan ki çok seviyorum seni.
Bilmesem de gözlerinin sıcaklığını hissediyorum aşkının sıcağını...
Gözlerine meftunum ey yar...
Bırakıpta gitme ellerimizi...
Şimdi gidiyorsun.
Hasretine nasıl dayanacak vuslatını nasıl bekleyecek bu aşık yürek?
Gittin ya herşey anlamını yitirdi.
Aşkın gerçek anlamını senden öğrendim.
Sevilmesi gereken herşeyi senden...
Şimdi yoksun...
Ama yinede gözlerini gözlerimden ayırma
Ellerimi hiçbir zaman bırakma...
Yokluğun ürkütüyor beni şimdilerde.
Kırkikindi yağmurları altında hasretini içime çeke çeke sırılsıklam seni bekliyorum...
Kimsede bulamıyorum aşkının sıcaklığını. Hiç kimsede...
Gel de abı hayat içir parmaklarından.
Gel de bayram edelim.
Gel de dinsin hasretim.
Seni bekliyorum
Hasretim benim...
Sana geliyorum
Vuslatım benim...
Ne olur gel artık...
Gözlerine aşık olduğum yar...
Gel artık.
Gel...


MUHAMMED ACAR

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Amelsiz cennet istemek günahlardan bir günahtır. Sebepsiz şefaat beklemek bir nevi aldanmaktır. İtaat edilmeyen Zattan rahmet dilemek ise, cehalet ve ahmaklıktır.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv